• Yaşayan Diller Enstitüsü yeni bir akademik ivme kazanacak

Önümüzdeki Haziran ayında gerçekleştirilecek Genel Seçimlerde HDP milletvekili adaylığı için Mardin Artuklu Üniversitesine bağlı Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürlüğünden istifa eden Prof. Dr. Kadri Yıldırım’ın yerine, filoloji alanında akademik çalışmalarıyla tanınan Süryani Dili ve Kültürü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mehmet Sait Toprak atandı.


Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsünün Mardin ve genelde Turabidin bölgesinde konuşulan dilleri akademik olarak öğreten tek dil enstitüsü olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mehmet Sait Toprak yaptığı kamuoyu açıklamasında bu enstitünün, Mardin’in şehir olarak Mezopotamya halklarının kadim zamanlardan beri bu toprağa ektiği dillerin ve kültürlerin izlerini taşıdığını belirterek akademik anlamda öğretilen bu dillerle bir nevi buradaki halkların yitik hâfızasını keşif görevini üstlendiğini ifade etti.

Prof. Dr. Kadri Yıldırım’a Yaşayan Diller Enstitüsüne kuruluşundan bu zamana dek büyük emeği geçtiğine işaret eden Toprak, Enstitü bünyesinde Kürt Dili ve Kültürü, Süryani Dili ve Kültürü ve Arap Dili ve Kültürü Anabilim dallarındaki eğitim-öğretim kadrosuna ve idari personele yapmış oldukları değerli hizmetlerinden ötürü teşekkür ederek:

“Bundan sonra da daha ileri hedeflere doğru yol almaya devam edeceğimizi tüm kamuoyuna duyurmak istiyoruz.“ dedi.

Mardin Artuklu Üniversitesi Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Mehmet Sait Toprak’ın açıklaması şöyle:

“Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü, 10 Aralık 2009 tarihinde kurulmuş Türkiye’nin ilk ve bünyesinde barındırdığı Kürt Dili ve Kültürü, Süryani Dili ve Kültürü ve Arap Dili ve Kültürü Anabilim dallarıyla özellikle Mardin ve genelde Turabidin bölgesinde konuşulan dilleri akademik olarak öğreten tek dil enstitüsüdür. Mezopotamya halklarının kadim zamanlardan beri bu toprağa ektiği dillerin ve kültürlerin izlerini taşıyan Mardin şehri akademik olarak öğretilen bu dillerle bir nevi buradaki halkların yitik hâfızasını keşif görevini üstlenmiştir. 

Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü’nün kuruluşundan bu zamana dek büyük emeği geçen Sayın Prof. Dr. Kadri YILDIRIM’a ve Enstitü bünyesinde Kürt Dili ve Kültürü, Süryani Dili ve Kültürü ve Arap Dili ve Kültürü Anabilim dallarındaki eğitim-öğretim kadrosuna ve idari personele yapmış oldukları değerli hizmetlerinden ötürü teşekkürü bir borç bilerek, bundan sonra da daha ileri hedeflere doğru yol almaya devam edeceğimizi tüm kamuoyuna duyurmak istiyoruz.

Enstütümüz bünyesinde Kürtçe’nin Kurmanci, Zazaki ve Soranî lehçeleri; Kitabî Süryanice ve Süryanice’nin yaşayan dili Turoyo diyalekti yanında Kutsal Kitap Aramicesi, Kutsal Kitap İbranicesi, Modern İbranice dilleri öğretilmekte ve bunun yanında zengin bir müfredat işlenmektedir. Ayrıca Arap Dili ve Kültürü Anabilim Dalı bünyesinde Birleşmiş Milletlerin resmi olarak kabul ettiği altı dilden biri olan Arapça ve Mardin ve civarında konuşulan Arapça’nın yerel lehçeleri üzerine akademik çalışmaları yapmak ve bu anlamda kapsamlı arşivler oluşturmak önemli tarihî bir vazife olarak Enstitümüz’e düşmektedir. Ayrıca yine Enstitü bünyesinde akademik zemini hazırlanarak Keldani Dili ve Kültürü, İbrani Dili ve Kültürü, Fars Dili ve Kültürü Anabilim Dalları’nın da açılarak aktif bir şekilde çok-dilli ve çok-kültürlü zengin bir yaşayan diller ve kültürler havzası oluşturmak hedefindeyiz.

Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü, en az üç dilde uluslararası düzeyde yayımlanacak ‘Yaşayan Diller Enstitüsü Dergisi’ ile anabilim dallarının alanlarında özel araştırmaların yer alacağı ‘Journal of Mesopotamian Studies’ ve ‘Journal of Syriac Studies’ adlarıyla hem digital hem de basılı olarak yayın hayatına girecek dergiler çıkarmak sûretiyle bu zengin bölgenin çehresini bilimsel-akademik faaliyetlere tüm dünyaya açmayı hedeflemektedir. Toplumun yaşayan bir organı olan ‘ Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü’ bünyesinde halka yönelik açılacak Kürtçe, Süryanice, Arapça, İbranice ve Aramice kurslarını tertip etmek sûretiyle kadîm zamanların çok-dilli bu bölgesine daha kapsamlı bir akademik ivme kazandırmak ve bilimsel câzibe merkezi hâline getirmek amaçlanmaktadır.

Dünyada ilk bilim akademilerinin kurulduğu bu bölgede ‘Yaşayan Diller Enstitüsü’, ideolojik, siyasî ve politik kaygılardan uzak bir anlayışı benimseyen ve adını tüm dünyada akademik araştırmalar, kitaplar, bilimsel makaleler, bölgede konuşulan dillerin kapsamlı arşiv kayıtları ve verdiği farklı dillerdeki eğitim ve öğretim faaliyetleriyle duyuracaktır.  

Kürtçe, Süryanice ve Arapça’da yapılan ve yapılacak tezler zengin bir database olarak genel kullanıma açılacaktır. Bu sayede Enstitümüz’ün çalışmalarına herkesin erişim kolaylığı sağlanacaktır. Ayrıca farklı yazma arşivlerden satın alınarak Enstitümüz bünyesine kazandırılan dijital ortamdaki yazma eserler de aynı şekilde bilim insanlarının istifade edeceği açık-arşiv olarak kullanıma açılacaktır.

Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü’nün salt pedagojik eğitimden soyutlanıp, araştırma ve inovasyon ruhunu benimsemiş, bilimsel etik çerçevesinde toplum ve insanlık yararına hizmet edecek, kültüre, mozaik dokuya, insana ve çevreye etik değerlere saygılı, yaşam boyu öğrenmeyi kendisine ilke edinecek, alanında akademik olarak donanımlı ve uluslararası alanda rekabet edebilecek bireyler yetiştirmek üzerine yeniden inşa edilmesi gerekmektedir.  

Ayrıca, Enstitümüz’ün Lisansüstü eğitim-öğretimde sürekli kalite iyileştirme süreçlerini teşvik etmek ve lisansüstü eğitim-öğretim politikalarının geliştirilmesine katkı sunacaktır. TYDE, Üniversiteler, STK ve kamu kurum ve kuruluşlarla işbirliğini en üst düzeyde teşvik edecek ve disiplinler arası araştırmaların geliştirilmesine olanak sağlayacak düzenlemeler gerekli girişimlerde bulunacak ve buna yönelik düzenlemeleri gerçekleştirecektir. Bunun yanında TYDE, ulusal ve uluslararası düzeyde üstün nitelikli, inovasyon ve girişimcilik anlayışı kazanmış profesyoneller ve akademisyenler yetiştiren, sahip olduğu güçlü akademik potansiyel ile bilimin gelişmesine katkıda bulunan, toplumsal gereksinimlere yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarına öncülük eden, uluslararası platformda tanınan Türkiye’ nin göz bebeği olmaya adaydır.

Farklılıklar ve ayrılıklar ‘ayrıcalık’lardır; benzersizlikler ‘aynîlik’ten öte beraberinde birlikteliği ve te’ârufu getirir. Harmoni ‘aynı’ seslerden değil, ‘ayrı’ seslerin farklı ahenginden neş’et eder.”

Mardin Artuklu Üniversitesi     
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
picture

1